Ekolojik Ayak İzi Nedir?

Ekolojik Ayak İzi Nedir?

 

Doğal Hayatı Koruma Vakfı’nın tanımına göre: Mevcut teknoloji ve kaynak yönetimiyle bir bireyin, topluluğun ya da faaliyetin tükettiği kaynakları üretmek ve yarattığı atığı bertaraf etmek için gereken biyolojik olarak verimli toprak ve su alanıdır. Ekolojik ayak izi tüketimin üretim alanı ve nüfus ile çarpılmasıyla bulunur. Yani ekolojik ayak izimizle doğanın atıklarımızı ne kadar hızlı yok edebileceğini ve yeni kaynaklar yaratmamıza kıyasla mevcut kaynakları ne kadar hızlı tükettiğimizi ve atık üretimimizi ölçmüş oluruz.

Faktörler Neler?

 

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü tarafından 2006’da yayınlanan bir rapora göre, başta et üretimi olmak üzere hayvancılık, küresel ısınmanın en büyük itici unsuru olan sera gazının 5’te 1’ini oluşturmaktadır. Ayrıca dünyadaki sera gazlarının yaklaşık yüzde 2.7’si süt üretiminden kaynaklanıyor. Peynir dışındaki süt ürünlerini ve yumurtaları etten daha çevre dostu protein kaynakları olarak tanımlıyor.

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki bitki kaynaklı beslenmek sera gazı üretimini büyük ölçüde düşürecektir. Özellikle yerel olarak veya bölgesel olarak yetiştirildiklerinde, tamamen bitki esaslı veya vegan diyeti, en çevre dostu mutfağı temsil eder. Türkiye ekolojik aya izi düşük bir ülke olarak geçiyor. Dünya ortalamasına bakıldığında ekolojik ayak izi en yüksek ülkenin Birleşik Arap Emirlikleri olduğunu görüyoruz. Katar ve Danimarka listeyi takip ederken Türkiye 188 ülke arasında 72. sırada yer alıyor.

Ekolojik Ayak İzini Değiştirebilir Miyiz?

 

Bol miktarda online kaynak, beslenmenizde eti, sütü ve yumurtayı azaltmanız veya ortadan kaldırmanız ekolojik ayak izinin azalmasına katkı sağlamanız demektir. İnsanoğlu olarak dünyayı tam anlamıyla işgal ettik. Ağaçların ormanın olması gereken yerlere beton döküp evler yaptık. Kuşların yuva yapması gereken yerde bizim evlerimiz bulunuyor. Vahşi doğanın olması gereken yerlere şehirler inşa ettik. Irmakların gidişatını değiştirip barajlar yaptık. Doğadaki diğer canlılarında hakkı olan suları kirlettik. Sanki biz de bu gezegende yaşamıyormuşuz gibi dünyamıza zarar verdik.

Ekolojik sisteme verdiğimiz zararı düşününce daha sağlıklı ve doğa ile barışık bir beslenme şekline geçerek dünyamıza verdiğimiz zararı biraz olsun azaltmak en büyük arzumuz haline geliyor. Elbette ki doğaya sadece yediklerimizle değil kullandığımız arabayla, teknolojik aletlerle, sanayileşme ile zarar vermeye devam ediyoruz.

Modern dünyada bu zararların hepsini ortadan kaldırmak imkansız gözüküyor. Ancak herkes üzerine düşeni yerine getirirse bu zararlı etkilerin ciddi oranda azalacağı da bir gerçek olarak karşımızda duruyor. Ancak insanoğlu o kadar bencil ve rahatına düşkün ki alışkanlıklarında ve temel ihtiyacı dışındaki lükslerinden bile vazgeçmemekte ısrar ediyor. Üstelik bunu yaparken dünyamızın yavaş yavaş elde gittiğini görüyor. Dünyamızdaki kaynakların büyük bir bölümünü ya tükettik ya da kirleterek kullanılmaz hale getirdik. İnsanoğlu tüketmeye ve kirletmeye bu şekilde devam ederse dünyamızın sonu hızla gelmeye devam edecek.

Bültenimize E-Mail & SMS ile kayıt olun.

Gelişmelerden haberiniz olsun !

Bu site TozSoft E-Ticaret sistemleri ile hazırlanmıştır